Doğrusu Lozan Antlaşmasından sadece hafızamda kalan, “zafer mi-hezimet mi” olduğuna dair aramızda tartıştığımız ideolojik çıkar tartışmaları ve Lozan da on iki adaları, Musul’u, Kerkük’ü verdik vs.vs den başka fazlaca da bir şey bildiğimi söyleyemem. Muhtemelen bilenler var ki 2023 yılında Lozan antlaşmasının yüzüncü yılı ve sanırım o bilenlerin kozmik şehir efsanelerinden anlattıklarına göre antlaşmanın müeyyideleri tamamlanacak ve tekrar Musul ve Kerkük’ü topraklarımıza katarak, ekonomik bazı müeyyideler üzerimizden kalkarak müreffeh ve tam bağımsız bir Ülke mi olacağız? Bunu henüz bir devlet ağzından dinleyebilmiş değiliz.

“Sen, Kudüs'ün Haçlılar tarafından işgal edildiği 15 Temmuz'da Türkiye'ye darbe yapmaya kalkarsın, Biz de 24 Ağustos'ta, Yavuz Sultan Selim'in Nizip'ten Suriye'ye girdiği günde, Mercidabık Zaferi'nin 500. yıl dönümünde Suriye'ye gireriz.” Ve fiilen girdik. Allah ordumuza ve milletimize yardım etsin ki, o kadar çok duaya ihtiyacımız olduğu günlerden geçiyoruz. O kadar diyorum! Çünkü Ülke kuşkusuz 1. Dünya savaşından beri bilinen sosyal ve küresel sorunların yanında bu kadar ağır bir imtihandan geçmemiştir. Manzaraya bakalım; BOP. Dedikleri proje; Büyük İsrail devleti ve Ortadoğu da ki ülkeleri yeniden dizayn etme, sınırlarını 1. Dünya savaşı sonunda olduğu gibi cetvelle çizme, Enerji yataklarından arta kalan varsa eğer kontrol altına alma ve belki Asya da ki süper güç olan Çin ve Hindistan’ın önüne set çekebilme.. Bir sürü senaryo… Bunun yanında, Ortadoğu, Asya, Avrupa üçgeninin tam ortasında duran kocaman bir imparatorluktan kalan topraklarında her gün yeni bir atakla önce hain iç düşmanları ile uğraşarak yeniden dirilmeye azmetmiş bir Türkiye! İşte bütün problem burada başlıyor! Bu Ülkeyi yok edemezseniz Orta doğu’yu ve dünyayı dizayn edemezsiniz.!!! FETO/DAİŞ/YPG/PYD… Aklınıza ne kadar terör ve münafık ve de hain örgüt getirirseniz getirin hepsi projede rollerini oynuyorlar. Ve bizim bu ağır imtihandan da alnımızın akıyla çıkacağımızdan hiç şüphem yok. Bu milletim mayasında dua var, helal süt emmişlik var.

        Hemen öyle kahramanlık ve Allah! Allah! nidaları ile gaza gelmeden, Bütün orta doğu’yu işgal etmeden aklıselim düşünerek bu ülkede yüze yakın Amerikan Üssünün onbini aşan dünyanın her milletinden ajanın, ve belki milyonu aşan hainin içimizde yaşadığını da aklımızdan çıkarmamak lazım. Bütün bu terimleri sorgulamalı ve aklımızdan neyin ne olduğunu geçirmeliyiz.

        Hiç kuşku yok ki; dizayn etmek için düğmeye basılmış! 15 Temmuzun öncesi de var. 15 Temmuzda işin kolay olanını denediler. Darbe yapmaya niyetlendiler. Beceremediler. Çünkü karşılarında kelimelerin bile tarif etmeye kifayetsiz kaldığı bir Millet duruyordu. Bedenini kurşuna ve demire siper etmiş bir millet! Eğer başarsalardı kuşkusuz bu gün ABD. Başkan Yardımcısı Jeo Biden hiç savaşmadan Ankara’da pazarlık yapmaya gelmiş olacaktı. Ve O pazarlık yaparken çiçek böcek muhabbeti ile 17-25 Aralıkta proje yapanlar bu hain bölüşümü şezlongların da viski yudumlayarak izleyeceklerdi. 15 Temmuzda tatilde oldukları gibi.

        İşimiz çok zor çok… ama moral bozmak yok, ümitsiz olmak yok.

15 Temmuzda gördüğüm bu millet daha çok kahramanlık öyküleri daha çok istiklal marşı yazar..

Yorumlar