Zonguldak’ın Ereğli İlçesi’ndeki çalışma yaşamında yılda en az bir-iki kez yaşanan, haberlere konu olan olaydır; Ereğli Demir ve Çelik Fabrikaları’nda çalışan taşeron/müteahhit işçilerinin işçi taşıma servislerinden yararlanamamaları!..
Öyle ya; sendikalı işçinin sözleşmesinde yer alan ‘iş yerine-evine taşınacaklar” maddesi nasıl ki, sözleşmeli (B) personeli için şirket tarafından karşılanması ‘mecburi’ hizmetse, taşeron/müteahhit işçileri neden böyle bir haktan mahrum ediliyor ki?
***
Bu tür durumlarda genellikle (öncelikle) Erdemir’de yetkili Türk Metal Sendikası eleştirilir!
Çünkü sendikadır, işçinin temsilcisidir!
Hemen akabinde de eleştirilen kuruluş olur; 
Yani Erdemir!!!
Durum böyle olunca da, amaçları halka gerçekleri(!) duyurmak olan basın da, olay yeri (yerlerini) görüntüler, mağdur taşeron işçilerini çeker, kimisinin ağzından demeç alır ve bunu haberleştirerek kamuoyuna duyurur.
***
Bu tür durumlarda, adeta ‘durumdan vazife çıkaran’ bazı çevrelerde, konuyu derinleştirmesine araştırmadan, ‘mağdurun yanında yer alma politikasıyla’ hemen sazı eline alır, veryansını basar!
Geçenlerde CHP İlçe Başkanı Şerif Sertan Ocakcı da öyle yapmış!
Mağduru korumaya aşlım!
Doğru da yapmış ancak, araya yine ‘duyarlı/duyarsız’ gazeteler-gazeteciler ayrımını neden sokuşturmuş pek anlaşılamadı!
Ocakcı’nın ‘durumdan vazife çıkarması’ kadar doğal bir şey olduğunu kabul etsek de, araya ‘gereksizce’ basını sıkıştırması anlamsızdı.
***
Neyse konumuza dönelim.
Sorun, taşeron/müteahhit işçilerinin taşımacılık sisteminden yararlanamamasıydı değil mi?
Nihayetinde Ereğli Kaymakamı Nazım Madeoğlu’nun da devreye girmesiyle sorun (bence geçici olarak) çözüldü ve ortalık bir anda süt-liman oluverdi!
Bu arada elbette Türk Metal Sendikası da, Erdemir’de eleştirilerden payını (!) aldı.
***
Konuyu biraz araştırayım dedim; daha ilk başladığımda ortaya çıkan gerçek, ilerlememe gerek bırakmadı!
Edindiklerimi şöyle aktarmaya çalışayım;
Yukarıda da bahsettiğim gibi, Türk Metal, oturduğu sözleşme masasında (yıllar önceden) üyesi olan işçin iş yerine ve evlerine otobüs-midibüs-minibüslerle taşınmasını madde haline getirmiş. Erdemir’de bunun gereğini yaparak, belirlenen güzergah ve duraklara araç kaldırarak 3 vardiya şeklinde hizmet akışı sağlanmış.
Peki, bu araçlara taşeron/müteahhit işçisi binebilir mi?
HAYIR!!!
Çünkü, sözleşme şartlarına göre, taşınacak işçi sayısı belli (4800 civarı), araçlar da (oturma sistemi şartıyla) bu sayıya göre temin ediliyor.
Eğer, bunun fazlası kişi binmesi halinde sözleşme hakkı olan işçinin ayakta yolculuk edebilmesi bir yana, trafik kurallarının ihlali de söz konusu.
Bu durumda işçi, ‘ben nasıl işime gideceğim’ diyerek tepkisini ortaya koyarsa haklı çıkar!
***
Peki, taşeron/müteahhit personelinin böyle bir hakkı yok mu?
Olamaz mı?
Elbette var.
Nasıl?
Erdemir’den ihale alan firmalara şirket soruyor? 
“İşçinin sen taşıyacaksan sözleşmeye fark koyacağım, ben taşıyacaksam koymayacağım…”
Tabu bu yazdığım işin özeti.
Genellikle ihaleyi alan firmalar ‘biz işçimizi taşırız’ dediğinden, Erdemir bunu kabul edip ihale miktarını ve hak edişleri ona göre belirler hak edişi belirliyor.
Ama ne yazık ki ihaleyi alan firma, yaptığı bu sözleşmeye uymayıp, işçiye de böyle bir hakkı olup olmadığını anlatmayıp parayı cebine indiriyor, personelini de mağdur ediyor!
***
Gariban taşeron/müteahhit işçisi de ‘bizi servislere almıyorlar’ diyerek ortalığı ayağa kaldırıyor!
Suçlu kim?
Erdemir, sendika!!!
Ya taşeron/müteahhit firma?!.
Basından yada kamuoyundan kaç kişi biliyor; “Erdemir’de taşeron/müteahhitlik hizmeti veren kaç firma var, isimleri nedir?”
Bilinen bir iki tane.
Ama biliniyor ki, şirket içinde onlarca firma var…
***
Acaba, bu şekilde taşınma mağduru işçiler, gerçekleştirdikleri eylem sırasında bağlı bulundukları firmanın adını vererek, hatta gerektiğinde iş yerlerine gecikmeli giderek bu eylemlerini gerçekleştirseler işin sonu nereye varır?
Hemen belirteyim ki; böyle bir cesareti her babayiğit işçi gösteremez!
Çünkü sendikalı değiller!!!
İşlerinden olabilirler!!!
Halbuki, böyle bir durumda, konuyu Erdemir yetkilerine iletseler, şirket de (nasıl ki istihkak ödemelerinde sigorta-vergi prim borçlarını gerekçe gösteriyorsa) işçilerin taşındığına dair otobüs firmaları ile yapılan sözleşmeleri de şart koşsa, çözüm kendiliğinde gelir sanırım!
Böylece, gelişmeyi net bilmeyen kişiler de, basın da eleştirilerine daha doğru ve tarafsız yapabilirler!

 

Yorumlar